Pek çok kişi hatta bazı kendini bilmez bilim adamları dahi hiçbirşey yokmuş gibi davranırken hatta Amerika'daki bazıları daha da ileri gidip buzul seviyesinin arttığını savunurken bu araştırma yazısı gerçeğin ne kadar acı olduğunu insanın yüzüne çarpıveriyor...

Öncelikle kabul etmemiz gereken bazı noktalar var yazıda; bunlardan biri şu an Çekirdek Dünya'nın (Galaksi'nin Çekirdeği olduğu için bu ifadeyi kullanıyorum) girdiği süreçten geri dönmesi imkansız gözüküyor. Mesela ozon tabakasındaki yırtığın telafisi mümkün gözükmüyor, buna ek olarak yazıda geçen "95 ülkeden, 1360 bilim adamı tarafından "Milenyum Ekosistem Değerlendirmesi" isimli raporda yeryüzünde yaşamın devam edebilmesi için gereken doğal kaynakların üçte ikisinin insanlar tarafından tüketilmekte olduğu..." durumunu göz önünde bulundurursak artık içinden çıkılmaz bir durumun eşiğinde hatta içinde olduğumuzu görebiliriz...

Bundan şöyle bir sonuç çıkartıyorum; İnsanlık "Kıyam-et" den konuşmayı pek sevmez zira bu nefse rahatsızlık veren bir olgudur. Bu, "Kıyam" kelimesinin "diriliş" anlamına geldiğinin bilinmemesinden de kaynaklıdır ve sürekli korku dolu sahneler göz önüne getirilir...

Benim gelmek istediğim asıl nokta şu; aslında "Yaratan" bile insanlığa böyle bir Dünya'yı reva görmemişken insanlık kendine öyle bir dünyada yaşamayı seçti ki, şimdi ne yaparsa yapsın bu tabloyu değiştiremiyor...


Zira herşey beynimizde başlıyordu; biz olumlu düşünmek yerine olumsuzu, halim kalmak yerine öfkeyi, saygılı olmak yerine birbirimizin hakkını yemeyi, bitkiden ve hayvandan aldığımıza teşekkür etmek (Kızılderililer böyle yapardı..) yerine daha da fazlasını tüketip bitirmeyi ve daha pek çok olumsuz şeyi seçtik ve yaşadık.

Dünya'nın da bir Bilinç olduğunu, onun da bir CAN'ı olduğunu, bizim maddi formumuzun enerjetik formumuz olmadığında ayakta kalamadığı gibi, maddi formumuza önem vermediğimizde enerjetik formumuzun da bundan etkilendiğini; dolayısı ile dünyayı kirletmenin "Dünya'nın Seyyalitesini de" kirletmek olduğunu anlamadık.

Hiç düşündünüz mü; birileri size sürekli zarar veriyorsa, kıymetinizi bilmiyorlarsa, sizi suistimal ediyorlarsa ne yaparsınız? Kendinizi korursunuz değil mi? İşte Dünya'nın bilinci de kendini koruyor; insanın kirlettiği toprağı yenilemekle başlıyor işe; depreniyor, volkan oluyor püskürüyor, kasırga oluyor esiyor, sel oluyor akıyor. Kendisini kötü kullanan insanlığa isyan ediyor, ağlıyor.

Ya şimdi ne yapmak lazım bir fikri olan var mı değerli dostlarım? İşler bu aşamaya gelmişken neler yapmak lazım? İşte çözüm bulmamız gereken bir mesele, hem de global bir mesele.

Bence bütün dünyasal dertlerimizi bırakalım bir kenera zira onlar dert bile değil bu anlattıklarımız yanında. Ve bu meseleyi nasıl çözeriz, Dünya'nın kalbini ısrarla kırmaya devam eden milyarlarca insan varken biz o kalbi tekrar nasıl kazanırız ona bakalım..

Ne dersiniz???

 


Aktif Varoluş Gizli Sırlar Öğretisine ait Sitelerimiz;